Asırlık cephanelik binası, definecilerin hedefi oldu

Asırlık cephanelik binası, definecilerin hedefi oldu

Osmanlı’ya 88 yıllık başkentlik yapan Edirne’de, Barutluk Mahallesi’ne ismini veren 19’uncu yüzyıldan kalma 1,5 asırlık tarihi cephanelik binası definecilerin ve madde bağımlılarının uğrak yeri olurken, yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya.

Edirne’de 19’uncu yüzyılın son yarısında inşa edilen ve Balkan Savaşları dahil birçok savaşta cephanelik olarak kullanılan bina yıkılma tehlikesi yaşıyor.
Kent savunmasında büyük önem taşıyan tabyalara cephane temininde kullanıldığı bilinen bina, Osmanlının son dönem askeri mimarisinin de ender örneklerinden olmasıyla dikkat çekiyor.
Son dönemde özellikle defineciler ve madde bağımlılarının uğrak yeri haline gelen tarihi yapıda oluşan hasarın yanı sıra duvarlarına yazılan yazılar da sanat tarihçilerinin tepkisine yol açtı.
Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, duvarlarındaki tuğlaların dökülmeye başladığı, yıkılma tehlikesi yaşayan yapının kent tarihi açısından çok önemli olduğunu söyledi.
Binanın çok uzun süre cephanelik olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr. Beksaç, “19’uncu yüzyılın sonlarından başlayarak 20’inci yüzyılın ortalarına kadar geçen süreçte cephanelik olarak kullanılmış bir bölge. Osmanlı mimarisi özelliklerini görebiliyoruz. Edirne’de maalesef çok az bilinen yapılardan birisi. Zaten yapılış amacının da herkes tarafından bilinmesi istenmeyen bir yapı olduğunu biliyoruz. Özellikle gözden uzak bir bölgede yapılmıştır ve doğanın içerisinde saklanmıştır” dedi.
Cephaneliğin, kent savunmasında kullanılan tabyalara mühimmat temini yaptığını anlatan Prof. Dr. Beksaç, “Balkan Savaşları’nda mühimmat merkezi olarak kullanılma ihtimali çok yüksek. Dikkat ederseniz binanın tek bir cephesi dışarıda, geri kalanı toprak altında. Burasının dışarıdan gelen bombardımanlara karşı korunması amacıyla aynı zamanda dışarıdan yerinin gizlenmesi amacıyla yapılmış” diye konuştu.
Tarihi yapının terk edildiği için defineciler ve madde bağımlıları tarafından tahrip edildiğini söyleyen Beksaç, “Bu tahribatı çok sıklıkla görüyoruz, bilinçsiz defineci faaliyeti var. Halkın da son derece bilinçsiz hareketi var.  Bu yapı sadece Edirne’ye değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne de ondan önce Osmanlı devletine de çok önemli hizmetler yapmış bir bina ve askeri mimarisi açısından da çok önem taşıyan bir yer” şeklinde konuştu.
Prof.Dr. Engin Beksaç, tarihi yapılarda define bulmanın mümkün olmadığını söyleyerek, ” Burası askeri alan askeri alanda kim hazine saklar, kim hazine bulur? Bu çok komik bir olay. Defineciler lütfen artık vazgeçsinler, bu büyük hayallerinizden vazgeçin. Bu tip yerlerde bulabileceğiniz hiçbir şey yok. Mezarlıkları tahrip etmeyin, oralarda da bulabileceğiniz hiçbir şey yok” dedi.
Bu gibi tarihi alanların ecdat yadigarı olduğunu söyleyen Beksaç, “Bunlar bizim atalarımızdan miras. Yetkililerin sahip çıkması lazım, elden geçirilmesi lazım” diye konuştu.